Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Bizi zaafa düşüren iki derd-i içtimaî: Azimsizlik, terbiyesizlik

Daralt
X
  • Süzgeç
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
yeni yazılar

  • Bizi zaafa düşüren iki derd-i içtimaî: Azimsizlik, terbiyesizlik

    Firavun'a gidiniz, o çünkü azdı. Kendisine yumuşak söz söyleyiniz; belki aklını başına alır, yahud içine korku gelir. (Tâhâ, 42-44)
    Tâhâ Sûre-i şerîfesinden naklettiğimiz şu âyetlerdeki hitâb, Mûsâ ile Hârun aleyhimesselâmadır. Hârun daha belîğ olduğu için, evâmir-i ilâhiyyeyi tebliğ ederken kendisine refîk edilmesini Hazret-i Mûsâ, Cenab-ı Hak'dan istemiş idi.

    Kur'an'daki kıssaların her birinde büyük büyük ibretler vardır. İm'ân ile bakarsak şu ikinci âyette iki azîm nükte görürüz: Allah elbette Firavun'un tuğyandan vaz geçmeyeceğini, aklını asla başına almayacağını bilirdi. Böyle iken peygamberlerine "Belki..." diye bir ümid veriyor. "Siz vazifenizi azm ile, kuvvet-i kalb ile, itmînan ile îfâya bakınız. Evet,resûlün vazifesi yalnız tebliğdir. Siz bu tebliğin mübîn olması için çalışınız. Karşınızdaki yola gelecek yahud gelmeyecek, onu düşünmeyiniz. Bunu düşünürseniz ye's içinde kalırsınız ki, o zaman vazîfe-i risâleti hakkıyle edâ edemezsiniz" diyor.

    Demek ki hakkı, hakīkati müdâfaa edenler, bütün dünyâ Firavun kesilse, hiç fütur getirmeyecekler.

    İkinci nükte: Firavun küfrün, inadın, dalâlin canlı bir timsâli idi. Mûsâ ile Hârun ise birer peygamber idi. Ulûhiyet da'vâsına kalkışan Firavun'u yola getirmek için Cenâb-ı Hak bu iki vücûd-ı mübâreki bin hüccet-i kāhire ile gönderebilirdi. Öyle iken "Sert davranmayınız, yumuşak söyleyiniz, rıfk ile muâmelede bulununuz" emrini veriyor. Maksad-ı ilâhî şüphesiz bize yol göstermektir. Evet, biz müdâfaa edeceğimiz fikre karşı ufacık bir i'tirâz serd olunsa, yumuşak söylemek şöyle dursun, en sert, en acı hücumlarla bile kanâat etmeyiz de ağız dolusu söveriz! Bazen en temiz bir hakîkatı en murdar şütûm ile kabul ettirmek isteriz! En pâk, en meşrû bir maksada böyle en mülevves, en rezîl bir vasıta ile varmaya yelteniriz! Sövüşler dövüşler, ancak sefîl maksad ta'kīb eden erâzile yakışır birer silah olabilir. İşte bizi öldüren, zaafa, tefrikaya düşüren iki derd-i içtimaî: Azimsizlik, terbiyesizlik...

    Efrâd-ı millet arasında haksız bir ye'sin, ma'nâsız bir bedbinliğin günden güne şiddetini artırmak şartıyle hüküm sürdüğünü görüyoruz. Mübeccel bir maksad uğrunda bütün mesâîsini, bütün mücâhedâtını heder olmuş gören bir adam bile ye'se düşmemelidir. Hele bizim me'yûs olmaya hiç hakkımız yoktur; çünkü hiç çalışmadık. Şüphe yoktur ki ye'simiz, bedbinliğimiz, hep, uğraşmamaya, atâlet içinde paslanıp gitmeye hak kazanmak içindir.

    Terbiyesizlik ise âdeta Müslümanların bir sıfat-ı kâşifesi olmuş! İşte milleti bu iki musîbetten kurtarmak bütün efrâd-ı milletin boynuna borçtur.


    Sebîlürreşâd
    2 Mayıs 1912
    19 Nisan 1328
    15 Cemâziyelevvel 1330
Lütfen bekleyin...
X