Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kuran ve Zamanın İzafiyeti

Daralt
X
  • Süzgeç
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
yeni yazılar

  • Kuran ve Zamanın İzafiyeti

    “Gökten yere işleri çekip çevirir. Sonra sizin saymakta olduğunuz bin yıla denk bir günde/dönemde O’na yükselirler.” Secde 5
    “Melekler ve Ruh, süresi elli bin yıl olan bir günde/dönemde O’na yükselirler.” Mearic 4
    Tarih boyunca zamanın hem Evren’de hem de her ortamda aynı şekilde işlediği zannedilmiştir. Bunu göz önünde bulundurduğumuzda, Kuran ayetlerinin insan zihni için ne kadar köklü bir anlayış değişikliği getirdiği ortadadır. Kuran, değişik durumlarda “gün” kavramının değişeceğini ve “bir günün” elli bin yıla eşit olabileceğini söylemiştir. Bu ayetlerin aslında ne kadar önemli gerçeklere işaret ettiği ancak 20. yüzyılda fark edilebilmiştir.

    Einstein’ın en meşhur keşfi “izafiyet teorisi”dir. Fizikle ciddi bir şekilde ilgilenmeyen birçok kişi hâlâ bu teorinin ne demek istediğini anlayabilmiş değildir. Oysa Kuran, ancak 20. yüzyılda anlaşılabilen zamanın göreceli olduğu gerçeğine 7. yüzyılda dikkat çekmiştir. Einstein, izafiyet ile ilgili açıklamalarını “özel izafiyet teorisi” ve “genel izafiyet teorisi” diye iki çalışmada toplamıştır. İzafiyet teorisine göre ışık hızına yakın bir hızla hareket eden bir araca binen kimse için zaman daha yavaş akmaktadır. Dünya’daki bir kişi için 100 gün geçtiğinde, ışık hızına yakın hareket eden kişi için 50 gün geçebilmektedir. Bu bulgu özel izafiyet teorisinin en ilginç sonucudur. Evren’de hız arttıkça zaman daha yavaş geçmektedir. Demek ki zaman aynı Kuran’ın işaret ettiği gibi izafi bir kavramdır. Değişik ortamlarda, değişik yerlerde, değişik hızlarda saatler farklı işlemektedir.

    Genel izafiyet teorisi ise zamanın izafiliği konusunda çekim alanlarını ele almakta ve zamanın büyük çekim alanlarında daha yavaş geçtiğini göstermektedir. Demek ki Güneş’in üzerinde bir kişinin yürümesi mümkün olsa; bu kişinin saati de, biyolojik yapısı da, atomlarının düzeyindeki hareketlerin tamamı da yavaşlayacaktır. Yapılan birçok deney de bu bulguyu doğrulamaktadır. Örneğin İngiliz Ulusal Fizik Enstitüsü tarafından yapılan bir deneyde araştırmacı John Laverty, zamanı mükemmele yakın bir şekilde doğru gösteren (300 bin yılda sadece 1 saniye hata yapan) iki saati senkronize etmiştir. Saatlerden biri Londra’daki laboratuvarda tutulmuş diğeri ise Londra’dan Çin’e gidip gelen bir uçağa konmuştur. Uçak yüksekten uçtuğu için, Dünya’daki çekim gücünden daha düşük bir çekimde hareket etmektedir. Yani genel izafiyet teorisine göre zamanın uçakta daha hızlı geçmesi beklenmektedir. Yeryüzündeki bir kişiyle, uçaktaki kişinin maruz kaldıkları çekim farklılıkları aslında çok ufaktır. Bu çok ufak fark ancak bu kadar hassas bir saatle tespit edilebilirdi. Nitekim uçaktaki saatin saniyenin 55 milyarda biri kadar hızlı hareket ettiği tespit edildi. Böylece zamanın izafiliği deneysel olarak da onaylanmış oldu. Oysa zaman hakkındaki genel önyargıya göre iki saatin arasında hiçbir farkın olmaması gerekirdi. Bu tip deneyler, Kuran’ın, zaman hakkındaki yanlış algıları kıran ayetlerini desteklemektedir.

    Zamanın izafiliğinin anlaşılması Kuran’ın açıklamalarının daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunabilir. Örneğin Kuran’da insanların yeniden diriltildiklerinde Dünya’da çok kısa bir süre kaldıklarını zannedecekleri söylenmektedir. Zamanın izafiliği anlaşıldıktan sonra Kuran’ın bu izahı da, “Ölüler kıyamete kadar ne yapacaklar?” şeklindeki sorunun cevabı da anlaşılabilmektedir. Dünya’daki zamanı her şartta tek geçerli mutlak zaman olarak gören kişilerin bu soruları, zamanın izafiliğinin anlaşılmasıyla cevabını bulmaktadır. Ölen bir insan Dünya’daki zaman boyutuna bağımlı olmadığı için kendisinden sonra geçen binlerce yıl onun için bir gün hükmünde bile değildir.

    Evren’in yaratılmasından insanın yaratılmasına kadar neden yaklaşık on dört milyar yıl gibi bir zaman geçtiği de zamanın izafiliğinin anlaşılmasıyla cevap bulur. Bambaşka bir ortamda on dört milyar yıl, bir dakikadan kısa olarak bile algılanabilir. Bu sürenin uzunluğu bizim Dünya’daki mevcut algımız ve durumumuza göredir. Evren’in ilk yaratılışından şu ana kadar on dört milyar yıl gibi bir sürenin geçmiş olduğu bilimsel verilerle desteklenmektedir. Buna rağmen yaşayan hiç kimse bu kadar uzun bir süre beklemiş gibi hissetmemektedir. Nasıl ki on dört milyar yıl geçmiş olmasına rağmen, şu anda bu süreyi beklemekten sıkılmış gibi hisseden biri yoksa aynı şekilde öldükten sonra yeniden yaratılışa kadar geçecek süreyi bekleyen ve sıkılan biri olmayacaktır. Zamanın izafiliğinin keşfedilmesi, anlaşılması zor kabul edilen birçok sorunun çözümünü mümkün kılmaktadır.

    Kaynak: Emre Dorman, Allah’ın Parmak İzi, Destek Yayınları, 2016, Sayfa 95-98
Lütfen bekleyin...
X