Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kazık Şeklinde Dağlar

Daralt
X
  • Süzgeç
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
yeni yazılar

  • Kazık Şeklinde Dağlar

    “Yeryüzünü bir döşek yapmadık mı? Dağları da birer kazık?” Nebe 6-7
    Kuran’da birçok ayette dağlara dikkat çekilir. Bu ayet de söz konusu ayetlerden biridir ve görüldüğü gibi ayette dağlar, kazıklara benzetilmektedir. Bu benzetmenin mucizevi yönünün açığa çıkması ise ancak son yüzyıldaki jeolojik bulgular sayesinde olmuştur. Tıpkı bir ağacın toprağın altındaki kökleri gibi dağların da kökleri bulunmaktadır. Üstelik dağların kökleri, yeryüzünde görünen kısmından çok daha büyük ve yerin altında görünmez bir özelliktedir. Dağların yerin altındaki kökleri, yerüstünde görünen kısmının 10-15 katına kadar çıkabilmektedir. Örneğin Dünya’nın en yüksek noktası kabul edilen ve yerin üstündeki uzunluğu 9 km olan Everest Tepesi’nin yerin altındaki kökü 125 km civarındadır. Bir kazığın çakıldığı yerde sabit durabilmesi ve fonksiyonlarını yerine getirmesi için kazığın yerin altına saplanan kökü nasıl önemliyse, bir dağ için de yerin altındaki kökü aynı şekilde önemlidir.

    Kıtaların üzerindeki dağların kökü olduğu gibi, denizlerde de dağlar vardır ve bunların da kökü bulunmaktadır. Dağlar, volkanik kayalardan veya tortulardan oluşmak gibi farklılıklar gösterseler de dağların kökünün olduğu gerçeği hep aynıdır. Dağların kökü Arşimet kanunları çerçevesinde dağların görünür kısmına destek olmaktadır. Değil peygamberimizin döneminde, bundan birkaç yüzyıl önce bile dağların köklerinin olduğunu bilmek mümkün değildi. Bu yüzden Kuran’ın kazık örneğinden hareketle dağlar ile ilgili yapmış olduğu benzetme, son derece incelikle seçilmiş bir benzetmedir.

    Dağların Fonksiyonu

    Jeoloji hakkındaki eski kitaplar incelendiğinde dağların köküne veya dağların yerkabuğunu sabitlemekteki fonksiyonuna vurgu yapılmadığı görülecektir. Fakat jeolojideki yeni bulgular ışığında yazılan kitaplarda son derece önemli olan bu vurgunun yapıldığı görülebilir. Bilimler Akademisi başkanı ve Amerika’nın eski başkanlarından Jimmy Carter’ın bilimsel konulardaki danışmanı olan Frank Press’in The Earth (Yeryüzü) isimli kitabı bunlardan biridir. Dr. Press bu kitabında dağları, kökünün çoğu toprağın derinliklerinde olan bir çiviye benzetir. Dr. Press dağların fonksiyonlarını detaylı bir şekilde anlatır ve onların yerkabuğunu stabilize etmekteki önemli rollerine dikkat çeker. Bu bilgi, Kuran’ın 14 asır önce verdiği bilgi ile tam olarak aynıdır: “Onları sarsmasın diye yeryüzüne dağları yerleştirdik.” (Enbiya 31)

    Yerkabuğu aslında sıvı bir ortamın üzerinde yüzer durumdadır. Yerkabuğunun kalınlığı çoğunlukla 5 km civarındadır. Oysa dağların altındaki kalınlık 35 km gibi değerlere ulaşmaktadır. Bunun sebebi daha önce de dikkat çekildiği gibi dağların yerin altında kazıklar gibi bir köke sahip olmalarıdır. Kazıklar nasıl bir çadırı toprağa sabitliyorsa, dağlar da kazıkların bu görevini yerkabuğunun sabitlenmesinde yerine getirmektedirler.

    Bilindiği gibi genellikle dağlar, yerkabuğunu meydana getiren tabakaların çarpışmaları, bir tabakanın diğer tabakanın altına girmesi sonucu oluşmuştur. Üstte kalan tabaka kıvrılıp dağları oluşturmuştur. Alttaki tabaka da derine doğru uzanan dağın kökünün oluşmasını sağlamıştır. Böylece dağlar yeraltına doğru uzanan kökleri ile yerkabuğu tabakalarının birbirlerine kaynaşmasını sağlarlar. Dağların yerkabuğunun genel dengesini sağlamadaki etkisi izostazi diye tanımlanır. Bu terim ise “jeolojide dağların Dünya yüzeyinin altında oluşturdukları yerçekimsel kuvvet sayesinde yerkabuğunun genel dengesinin sağlanması” şeklinde açıklanır.

    Dağların sıradan bir yeryüzü çıkıntısı olarak algılandığı bir dönemde, dağların yeryüzündeki dengeyi sağlayıcı özelliğine ve gözle görülmeyen köklerine işaret eden Kuran, her konuda olduğu gibi bu konuda da gerçekleri görmek isteyenleri kendine hayran bırakmaktadır.

    Kaynak: Emre Dorman, Allah’ın Parmak İzi, Destek Yayınları, 2016, Sayfa 87-90
Lütfen bekleyin...
X