Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Denizlerin Altındaki Karanlıklar ve Dalgalar

Daralt
X
  • Süzgeç
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
yeni yazılar

  • Denizlerin Altındaki Karanlıklar ve Dalgalar

    “Veya engin bir denizdeki karanlıklara benzer. Onu dalga üstünde dalga kaplıyor. Üstünde de bulut. Birbiri üstüne karanlıklar. Elini çıkartan neredeyse onu bile göremeyecek. Allah’ın ışık vermediğine hiçbir ışık bulunamaz.” Nur 40
    Kuran’daki ayetler hem Evren hem de yaşam sürdüğümüz gezegenimiz hakkında vahyedildiği dönemde bilinmesi mümkün olmayan birçok gerçeği son derece özenle seçilmiş kelimeler ile ifade ederek zamanı geldiğinde bu gerçeklere tanık olan insanları kendisine hayran bırakır.

    Bunlardan biri de denizlerin altındaki karanlıklara ve dalgalara dikkat çeken ayettir. Bilindiği gibi denizaltıların ilk defa yapılma girişimi 17. yüzyılda başlamış, sonraları günümüze kadar son teknoloji ile geliştirilmiştir. Günümüzdeki geliştirilmiş denizaltılarla denizlerin altındaki coğrafi yapı ve yaşam ile denizlerin derinlikleri hakkında bilgi sahibi olmak mümkün hale gelmiştir. Tüm bu bilgilerin detaylı şekilde elde edilmesi son yüzyılların teknolojisinin ürünü olan araçlarla mümkün olmuştur. Bu teknoloji kullanılmaksızın bir insanın, denizin 50 metre dibine inmesi ve bu seviye hakkında bilgi sahibi olması mümkün değildir.

    Denizlerin 200 metre altına inildiğinde son derece karanlık bir ortam ile karşılaşılır. 1000 metre seviyesindeki derinliğin ise Dünya’nın en karanlık yeri olduğunu söylemek mümkündür. 200 metrenin altındaki ortamda ayetin ifadesine uygun bir şekilde gündüz dahi “elini çıkartanın neredeyse kendi elini göremeyeceği” bir ortam mevcuttur. Gerçekten de engin denizlerin ve okyanusların altı zifiri karanlık bir ortama sahiptir. Günün en aydınlık zamanında bile denizin 200 metre altı kapkaranlıktır.

    Kuran’ın indiği dönemde, denizlerin altında böyle karanlık bir yapının olduğuna dair bilimsel veya gözlemsel bir bilginin mevcut olması mümkün değildir. İnsanlık açısından bu, oldukça yeni bir bilgidir. Kuran, ancak uydular aracılığıyla anlaşılabilecek yeryüzündeki birçok gerçeğe uyduların olmadığı bir dönemde dikkat çektiği gibi, denizlerin altındaki ancak denizaltı ve benzeri aletlerle anlaşılabilecek gerçeklere de denizaltı gibi araçların olmadığı ve bir insanın o kadar derinliğe dalabileceği bir teknolojinin bulunmadığı bir dönemde dikkat çekmektedir. Uzayın derinliklerinden denizlerin derinliklerine kadar Evren’deki inceliklere dikkat çeken Kuran, temas ettiği her konuda olduğu gibi karşı konulamaz bir mucize olduğunu gözler önüne sermektedir.

    Denizlerin Altında da Dalgalar Var

    Denizlerin üstündeki dalgalar her birimizin şahit olduğu bir gerçekliktir. Ancak denizlerin altında da dalgalar olduğu birçok kişi tarafından bilinmemekte ve denizlerin alt kısımları durgun zannedilmektedir. Bu yüzden ayette ifade edilen “dalga üstünde dalga” ifadesinin ne anlama geldiği ilk başta anlaşılmayabilir. Bilindiği gibi özellikle derin denizlerin alt kısımları, üst kısımlarından çok daha fazla yoğundur. Bu yoğunluk farklılığından dolayı denizlerin altında tabakalar ve iç dalgalar oluşmaktadır. Bu dalgalar da yüzey dalgaları gibi hareket ederler. Bu iç dalgaların varlığı ise ilk defa 1900 yılında keşfedilmiştir. Denizin içinde oluşan bu dalgalar tam da ayette ifade edildiği gibi “dalga üstünde dalga” şeklinde bir yapıya sahiptir. Engin denizlerin dibindeki zifiri karanlığın içindeki iç dalgalar, yüzeydeki dalgalar ile üst üste gelmektedir. Aynı zamanda bu ayette, denizin en dibindeki karanlıktan, yüzeye kadar ışığın hareketine de dikkat çekilmektedir. Bilindiği gibi güneşten gelen ışınlar bulutlara çarparak kırılmakta ve bir miktar ışık kaybı oluşmaktadır. Denizlerin yüzeyine gelen ışık, derinlere gittikçe ışık spektrumundaki ayrışma gibi ayrışmaktadır. İlk tabaka ışığın sarı kısmını, ikinci tabaka ışığın yeşil kısmını tutarken bu şekilde devam etmekte ve en son yedinci aşamada ışığın mavi kısmı da bir anlamda yutulmaktadır. Kısacası denizin derinliklerine indikçe ışık tamamen yok olmaktadır. Bulutlarla azaltılan, dalgalarla kırılan ve denizin katmanlarında yok olan ışık, derin denizlerin dibindeki karanlıkları aydınlatamamaktadır. Denizin bu bölümü balıklar için de zifiri karanlık olduğu için balıklar da göremezler. Ancak kendi ışığını kendi vücudunda üreten balıklar, belirli bir görüş imkânına sahip olabilirler.

    Görüldüğü gibi bu ayette Allah, bir benzetme yapmakta ve bu benzetmede denizlerin altındaki karanlıklara ve üst üste dalgalara dikkat çekmektedir. Allah’ın dikkatlerimizi çektiği tüm bu örnekler, Kuran’daki ifade ve anlatımların mucizevi bir şekilde seçildiğini ve her şeyi yaratan Allah’ın tüm bilinmeyenleri bildiğini göstermektedir.

    “De ki: Onu (Kuran’ı) göklerin ve yerin gizliliklerini bilen indirmiştir. O bağışlayandır, şefkatlidir.” Furkan 6
    Kaynak: Emre Dorman, Allah’ın Parmak İzi, Destek Yayınları, 2016, Sayfa 84-87
Lütfen bekleyin...
X