Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kur’an’ı muhafaza İslâm’ı; İslâm’ı muhafaza ise müslümanları muhafaza demektir

Daralt
X
  • Süzgeç
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
yeni yazılar

  • Kur’an’ı muhafaza İslâm’ı; İslâm’ı muhafaza ise müslümanları muhafaza demektir

    Kur’an’ı biz indirdik, biz; onu muhafaza edecekler de elbet yine biziz.

    Hicr, 9
    “Müslümanların istikbâli yoktur; Müslümanlık günün birinde yıkılıp gidecektir” diyenler, eğer o tasavvur ettikleri elîm âkıbeti sevine sevine karşılayacak bir takım esâfil ise, kendilerine hiç bir şey demeyiz. Yok, öyle değil de, bu sözler hakīkī dindaşlarımızın hasbihâl-i giryânı ise: Onlara da, “Yukarıki âyet-i celîleyi tekrar tekrar okuyun” deriz.

    Görüyorsunuz ki: Allâhü Zül’celâl, Kur’an’ın ebediyetini en kavî te’kîdlerle va’d buyuruyor. Va’d-i ilâhîde hulf tasavvuru kābil midir? Pek a’lâ! Kur’an’ı muhafaza İslâm’ı; İslâm’ı muhafaza ise müslümanları muhafaza demek değil midir? Müslümanların yokluğunu tasavvur edersek Kur’an’ın yeryüzünde yaşamasına imkân düşünebilir miyiz?

    O halde bu kadar ye’is, bu kadar fütûr neden îcab ediyor? Cemâat-i müslimîne rûh-i gayret, rûh-i şehâmet, rûh-i emel, rûh-i azim, rûh-ı faâliyyet nefh edecek sîneler, vâ esefâ ki o nefhadan külliyen mahrûm!

    Zaten cihân-ı İslâm’ı şu ağlanacak hale getiren sebeb ukalâ-yı müslimînin ye’sinden başka bir şey değildir ki düşünülürse, bu da imandaki za’fı, daha doğrusu hiçliği gösterir.

    İmanı sağlam bir mü’min, böyle bir va’d-i ezelî karşısında, nasıl olur da revh-i ilâhîden ümidini kesebilir? Eğer bizim o kahraman eslâfımız da biz ruhda, yani biz ruhsuzlukta bir takım mahlûklar olaydı, emânet-i kübrâ-yı din elbette bugün başka ellerde bulunurdu.

    Allah aşkına olsun artık gözümüzü açalım; artık kendimize gelelim; artık asırlardan beri elimizi kolumuzu kıskıvrak bağlayan şu mel’ûn ye’si kahredip kendimizi kurtaralım. El ele, baş başa vererek çalışalım. “Biz bu din-i ilâhîyi yaşatacağız. Bu din-i ilâhî bizi ebediyyen yaşatacaktır” diyelim de bu iman ile, bu itmi’nân ile geceli gündüzlü uğraşalım.

    Havâsdan geçinenlerimiz avâmı atâletle, cehâletle, miskincesine bir kanâatle büsbütün çığırından çıkmış bir tevekkülle ithâm ediyorlarken, kendilerinin de serâpâ levs-i ye’s ile âlûde olduklarını hiç düşünmüyorlar! İnsaf edilirse, ye’isden büyük sâik-i atâlet, ye’isden yaman delîl-i zillet, ye’isden fena delîl-i meskenet mi olur?

    Bizde evvelâ ye’is mi meskenetten doğdu; yoksa meskenet mi ye’isden peydâ oldu? Sûret-i kat’iyyede kestirilemezse de asırlardan beri cemâatin ruhunu kemiren, iliklerini kurutan maraz-ı ictimâînin ye’isden, azimsizlikten ibaret olduğu pek sarîh olarak görülür.

    Milletin, memleketin âtîsi olmadığı için kendini beyhûde üzmeyerek vaktini hoşça geçirmenin yoluna bakmak... İşte yaşını başını almışların gençlere öteden beri tavsiye ettikleri düstûr-ı hareket!


    Sebîlürreşâd
    14 Ağustos 1913
    1 Ağustos 1329
    11 Ramazân-ı Şerîf 1331
Daha önce girdiğiniz bazı veriler otomatik olarak kaydedildi. Düzenle or Yoksay.
Taslak Kaydedildi
Smile :) Big Grin :D Frown :( Mad :mad: Stick Out Tongue :p Embarrassment :o Confused :confused: Wink ;) Roll Eyes (Sarcastic) :rolleyes: Cool :cool: EEK! :eek:
x
Ekle: Ön İzleme Dar Orta Geniş Tam Boyut Kaldır  
x
Lütfen bekleyin...
X