Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Cenâb-ı Hak edep ve insanlık dersi veriyor

Daralt
X
  • Süzgeç
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
yeni yazılar

  • Cenâb-ı Hak edep ve insanlık dersi veriyor

    Yanına a'mâ geldi diye yüzünü hem ekşitti, hem çevirdi. Nereden biliyorsun? O, belki salâh bulacak; yahud senden işiteceğini düşünecek de, bu düşünmek kendisine fayda verecek. Kimin güvendiği var da ağır davranıyorsa yüzünü ona dönüyorsun; halbuki onun salâh bulmasında sence bir şey yok. Diğer taraftan, kimin kalbinde Allah korkusu var da sana koşa koşa geliyorsa, ona aldırmıyorsun. (Abese, 1-10)
    Bu sûre Hazret-i Hatîce radıyallâhu anhâ vâlidemizin yeğeni İbni Ümmi Mektûm hakkında nâzil oldu. İbni Ümmi Mektûm’un ismi kavl-i meşhûra göre Amr bin Kays’dır; Üm*mi Mektûm ise vâlidesinin lâkabıdır.

    Amr bin Kays a’mâ idi. Bazıları anadan öyle doğdu di*yorlar; bazıları da sonradan olduğunu rivâyet ediyorlar. Kendisi Muhacirîn-i Evvelîn’dendir. Aleyhissalâtü vesselâm efendimiz henüz Mekke’de idi. Bir gün Kureyş’in Utbe, Şeybe, Ebû Cehil, Abbâs, Ümeyye, Velîd gibi ileri gelenleri huzûr-ı Peygamberîde bulunuyor; o da bunları imana getirmek için uğraşıp duruyordu. Çünkü bunlarla beraber bir çok kişi daha müslüman olur ümidini besliyordu. İşte Amr bin Kays, Hazret-i Peygamber’in tam bunlarla meşgūl olduğu bir sırada gelerek, Efendimiz’in sözünü kesmiş; "Yâ Resûlallâh, Allah’ın sana öğrettiği şeylerden bana da öğret" demiş; hatta karşısındakinin meşgūliyetinden haberi olmadığı için bu sözü birkaç kere söylemiş idi. Öyle bir zamanda sözünün kesilmesi aleyhissalâtü vesselâm Efendimiz’in hoşuna gitmediğinden, mübârek yüzünde tabiî olarak infiâl eseri görüldü; bundan başka Amr bin Kays’a arkasını da çevirdi. Âyetlerin sebeb-i nüzûlü bu vak’adır.

    Cenâb-ı Hak Nebiyy-i Muhteremine itâb sûretinde ihtâr ediyor ki: Bu zavallı a’mânın kudretsizliği, yoksulluğu sebebiyle sözünü dinlememek, kendisinden yüz çevirmek doğru değildir. Evet, kendisi fakīr, gözü alîl, lâkin kalbi zengin, içi uyanık... Senden işiteceği hikmeti can kulağıyla dinleyerek zabt edecek; o sâyede cismini bütün menâhîden sakınacak; ruhunu her türlü mülevves hatıralardan temiz tutacak. Yahud o hikmeti hatırlamak müstakbelde de maâsîden âzâde kalmasını te’mîn eylemek suretiyle, bîçârenin işine yarayacak.

    Beriki servet, kudret sahiplerine gelince: Bunların çoğunda o uyanık, o hak tanır kalp yok. Başkalarının İslâmına sebep olacaklar diye, yani sırf mevki’leri hatırı için kendilerine doğru dönmek lâyık olamaz. İnsanın kudreti hakīkatte kalbinin uyanık olmasıyla, bir de hak kendini gösterince ona karşı inâd etmeyerek inkıyâd etmesiyledir. Yoksa, para, mal, haseb, neseb, kabîle, aşîret, hadem,haşem, tâc, taht gibi esbâb-ı azamet, bugün var, yarın yok, bir takım âriyet şeylerdir.

    Görülüyor ki bu âyât-ı kerîme ile Cenâb-ı Hak ümmete edep öğretiyor, insanlık öğretiyor. Hem öyle bir sûrette ki: Eğer biz o âdâba sarılmış olsaydık, bugün milletlerin en büyüğü olurduk.


    Sebîlürreşâd
    28 Mart 1912
    15 Mart 1328
    9 Rebîülâhir 1330
Lütfen bekleyin...
X