Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Müslümanlığın iki azîm rüknü: Azim ve tevekkül

Daralt
X
  • Süzgeç
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
yeni yazılar

  • Müslümanlığın iki azîm rüknü: Azim ve tevekkül

    Bir kere de azmettin mi, artık Allah’a mütevekkil ol...

    (Âl-i İmrân, 159)
    Allahu Zü’lcelâl, Nebiyy-i Muhteremi aleyhissalâtu vesselâm Efendimiz’e buyuruyor ki: “Dünyaya ait işlerde iyi düşün, taşın; ashâbınla müşâverede bulun. Bir kere de kararını verdin, azmi ele aldın mı, artık hemen Allah’a tevekkül ile o işi yapmaya bak....”

    Azim... Tevekkül... İşte Müslümanlığın iki azîm rüknü. Bunlar olmadıkça İslâm için istikrar imkânı yoktur. Şurası da unutulmamalıdır ki: Ne yalnız başına azim; ne de azim olmaksızın tevekkül hiç bir zaman kâfî değildir.

    Müslümanların vaktiyle gösterdikleri harikalar hep bu iki rükne sarılmaları sayesinde idi. Evet, seksen seneyi geçmeyen; milletlerin hayatına göre pek kısa addolunmak lâzım gelen bir zaman zarfında, memleketin bir ucu Pirene dağlarına, diğer ucu Çin surlarına dayanmıştı ki bu müdhiş muvaffakiyetin sırrı: Cemâat-i müslimînin sarsılmaz bir azim, yıkılmaz bir tevekkül ile mücehhez, kahraman yürekli efraddan teşekkül etmiş olmasından başka bir şey değil idi.

    Tevekkülü bir nakīsa, daha doğrusu bir rezîle addederek, bugünkü müslümanları onunla ithâm etmek kadar sersemlik olamaz. Çünkü, evvelâ tevekkül gāyet büyük bir seciyedir; sâniyen bizler o seciyeye vedâ’ edeli pek çok oldu! Şurasını da söyleyelim ki: Biz tevekkülün ma’nâ-yı hakīkīsini murad ediyoruz. O da meşrû bir gāyeye, meşrû bir maksada doğru yürürken hiç fütur getirmemek; tevfîk-i ilâhînin tecellîsinden emin olarak muttasıl ilerlemektir.

    Görülüyor ki, tevekkül ile atâlet iki müntehâdır. Zaten Cenâb-ı Hakk’ın emrettiği tevekkül de budur. Şeyh Muhammed Abduh’un dediği gibi, kaza ve kader akīdesi Cebrîlik şenâatinden tecerrüd ederse azim, cür’et, istihkār-ı hayat, şecâat gibi secâyâ-yı fâzılanın kâffesi, bu akīdenin etrafında pervane gibi dönmeye başlar. Esteîzübillah: "Bir kısım insanlar, müminlere: «Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!» dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve «Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!» dediler. Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah'ın nimet ve keremiyle geri geldiler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş oldular. Allah büyük kerem sahibidir." (Al-i İmran, 173-174) Âyet-i Celîlesi tevekkülün nasıl olmak îcab edeceğini gösteriyor.

    Ey, şu tekrîm-i ilâhîye mazhar olan eslâf-ı güzîn! Acaba mezarlarınızın yarıklarından bakıp da ahlâfınızın bugünkü halini görüyor musunuz? Ah! Onlar sizin tuttuğunuz yolu bıraktılar; girîve-i dalâle saptılar; fırka, şîa münâzaâtı içinde târumâr olup duruyorlar! Öyle bir acze, öyle bir meskenete, öyle bir zillete düştüler ki: Yürekler dayanmaz, ciğerler pâre pâre olur!

    Toprağınızda bir bakıyye-i rûh yok mudur ki, hurûş etsin de ölmüş kalbleri uyandırsın; dalâle sapmış fikirleri yola getirsin!


    Sebîlürreşâd
    21 Ağustos 1913
    8 Ağustos 1329
    17 Ramazân-ı Şerîf 1331
Daha önce girdiğiniz bazı veriler otomatik olarak kaydedildi. Düzenle or Yoksay.
Taslak Kaydedildi
Smile :) Big Grin :D Frown :( Mad :mad: Stick Out Tongue :p Embarrassment :o Confused :confused: Wink ;) Roll Eyes (Sarcastic) :rolleyes: Cool :cool: EEK! :eek:
x
Ekle: Ön İzleme Dar Orta Geniş Tam Boyut Kaldır  
x
Lütfen bekleyin...
X